Bugün yıllar yılı filmlerde gördüğüm bir olayın canlısını yaşadım. Vapurda karşımda oturan abla sakince kalktı, kenara yanaşıp bir süre denize baktı, sonra da gümüş olduğunu tahmin ettiğim bir yüzüğü boğazın serin sularına bırakarak yerine dönüp oturdu. Ben de o anda "keşke boğazın serin sularını kirletmeseydin hatıralarınla" dedim içimden.
Sonra da düşündüm ki böyle bir durum için güzel bir çözüm yok sanırım. Geçmişten gelen sevimsiz hatırlatıcı cisimler nereye saklanmaya çalışırsa çalışılsın geçmişin hayaletleri bir şekilde insanın karşısına çıkıp moralini, ruh halini baltalamak için hazır bekliyor olacaklar.
Gördüm, üzüldüm.
- 13:33
- Write comment
Bugün insanları değiştiren şeylerin çok büyük bir çoğunluğunun dış etkenler olduğunu gördüm. Üzüldüm.
Hoş mu yani şimdi bu dünya?
- 15:16
- Write comment
İyi bir insan olmanın hiç bir getirisinin olmadığı bir dünyada yaşama fikri her daim tiksinti uyandıragelmiştir bende.
Bencilliğin dayanılmaz hafifliği
- 18:27
- Write comment
Birgün karşıma birisi gelip de "şu dünyada en çok kimin yerinde olmak istiyorsun?" diye sorarsa hiç muhatap olmam. Ama biraz yetkili bir abiye benziyorsa bencillerin yerinde olmak isterim derim. Herşey onlar için daha bir sorunsuz gibi sanki. Kimsenin sorunları yüzünden keyiflerini bozmazlar. Kimsenin sorunlarına dair sorular bile sormazlar. Bencil olduklarından da son derece bihaberdirler. Yanında bir takım sorunları yüzünden somurtan birisi olduğunda nezaket kuralları çerçevesinde daha çok eğlenen birilerinin yanına giderler. Başkaları için kendilerini yormaya ya da üzmeye hiç gerek duymazlar kısacası.
Ben de şunu düşünürüm zaman zaman. Bu insanlar acaba sadece başkalarının sorunlarını umursamayan gerçekten bencil kimseler mi yoksa dünyalarındaki hiçbir sorunu umursamayacak kadar aşmış kişiler mi? Eğer bu ikinci ise onların durumuna bencillik denmez sanırım ama yine de son derece imrenilecek kişilerdir benim gözümde.
Ben de şunu düşünürüm zaman zaman. Bu insanlar acaba sadece başkalarının sorunlarını umursamayan gerçekten bencil kimseler mi yoksa dünyalarındaki hiçbir sorunu umursamayacak kadar aşmış kişiler mi? Eğer bu ikinci ise onların durumuna bencillik denmez sanırım ama yine de son derece imrenilecek kişilerdir benim gözümde.
Sırlar olmadan olmuyor mu?
- 18:12
- Write comment
Bazen düşünüyorum da insanların sakladıkları bu kadar çok sırlar olmasa hayat daha mı sıkıcı olurdu acaba? Ya da bu saklanan sırlar nasıl bir çizgiyi aşınca sevimsiz olmaya başlıyor diğer insanlar için? Bunca yıllık insanlık tarihinde bu konuda bariz kuralların olmaması ne kadar saçma.
Coşkulu mutluluk
- 15:16
- Write comment
Kimi insanlar ilerideki olası mutluluklarını yüceltebilmek için o anki durumlarını dramatize edebiliyorlar. Her ne kadar mantıklı görünse de bu konuda beni rahatsız eden birşeyler var sanki.
Sonsuzluk vs. Sevgi
- 08:55
- Write comment
23 yıldır bu dünyada serbest salınım halinde olduğum için gözlemlerimle anlayabildiğim ya da çıkarım yapabildiğim şeylerden birisi şudur ki, kimsenin sevgisi ya da tahammülü sonsuz değildir. Anlamadığım şey ise şudur ki sosyal kurallar çerçevesinde birçok durumda karşısındaki kişiye sevgisi ve tahammülü sonsuzmuş gibi davranan insanlara kızmak ya da suçlamak doğru bir davranış mıdır?
Gücenirim
- 14:09
- Write comment
İnsanlar hala iletişim için konuşmalarından ötürü kelimelere başvuruyorlar. Haliyle yalan da söylüyorlar. Çok ayıp birşey. Karşımdaki insan konuşurken yalan söyleyince ben utancımdan ölüyorum "ben nasıl yüzüne vururum bunun yalanını, ya da anlamıyomuş gibi yapıp konuşmaya devam ederim" diye.
Geçmişin hayaletleri vs. Sevgi
- 14:08
- Write comment
Benim nezdimde çok sevmek isteyen bir insan bunu dış etkenler yüzünden başaramıyorsa şanslıdır, bunu mental dünyasını geçmişin hayaletleri basması sonucu başaramayanlar ise şanssızdır.
Gülmenin imkansızlığı
- 13:51
- Write comment
Günümüzde bazı insanlar gülemiyor, bilmem dikkat ettiniz mi? Gülmenin ya da sırıtmanın uluslararası literatürdeki şekline sokuyorlar ağızlarını ama sanki ızdırap içindelermiş gibi görünüyor o zamanlar. O aslında "ben gülebilen birisi değilim ama söylediğin şey komik olduğu için şuan sırıtabilen birisiymiş gibi davranıyorum" demek. Ben de bu adamların boş zamanlarında neler yaptıklarını falan çok merak ediyorum işte.
Halojen lambanın sonsuz ışığı
- 09:10
- Write comment
Evimde etkili (daha uygun bir sıfat bulamadım) bir halojen lamba var. Ben de bu lambanın böceklerle olan ilişkisini yakından inceledim. Kabaca bahsedecek olursak 3 çeşit böcek var.
1- Işığa gitmek için hiç acelesi olmayan ancak uzun vadede ufak uçuşlarla ışığa giden tembel böcekler. Daha ziyade kelebeğimsi sevimsiz hayvanlar bunlar.
2- Ortama girince ışığın yerini görüp aklında tutup etrafı bol bol gezip sonra halojen lambaya yapışıp ölen böcekler. Bunlar da daha ziyade sinekler. Kaygısız sinekler
3- Son çeşit de deli gibi ışığa gitmeye çalışıp çat çut sağa sola çarpıp afallayan koca götlü yeşil böcekler. Ayı gibi de ses çıkarıp dikkat çekiyorlar aynı zamanda.
Şimdi halojen lambanın üstü çeşit çeşit böcek ölüleriyle dolu. Hepsinin geçmişini de hatırlıyorum. Son hallerini de görünce ister istemez "lan bunların hepsi farklı farklı yollardan çabaladı şimdiki durumları ortada, acaba biz de böyle hiç uğraşmadan halojen lambamıza gidip huzura mı kavuşmalıyız" diye düşünmeden edemiyorum.
1- Işığa gitmek için hiç acelesi olmayan ancak uzun vadede ufak uçuşlarla ışığa giden tembel böcekler. Daha ziyade kelebeğimsi sevimsiz hayvanlar bunlar.
2- Ortama girince ışığın yerini görüp aklında tutup etrafı bol bol gezip sonra halojen lambaya yapışıp ölen böcekler. Bunlar da daha ziyade sinekler. Kaygısız sinekler
3- Son çeşit de deli gibi ışığa gitmeye çalışıp çat çut sağa sola çarpıp afallayan koca götlü yeşil böcekler. Ayı gibi de ses çıkarıp dikkat çekiyorlar aynı zamanda.
Şimdi halojen lambanın üstü çeşit çeşit böcek ölüleriyle dolu. Hepsinin geçmişini de hatırlıyorum. Son hallerini de görünce ister istemez "lan bunların hepsi farklı farklı yollardan çabaladı şimdiki durumları ortada, acaba biz de böyle hiç uğraşmadan halojen lambamıza gidip huzura mı kavuşmalıyız" diye düşünmeden edemiyorum.
Neye konuştuk?
- 17:58
- Write comment
Sene 2010 şuan, ve insanlar hala iletişim için birinci yol olarak konuşmayı seçiyor. Çok saçma lan. Bundan 10bin yıl önce falan birileri konuşmayı bulmaya çalışmış tahminen. Zar zor yeni kelimeler falan belirlemişler. Sonraki bikaç binyılda da başka kelimeler gelmiş. Sonra farklı diller falan. E biz ne yapıyoruz şimdi yine benzer yöntemlerle konuşmaya mı çalışıyoruz sadece. Bu kadar mı lan bizim insanlığımız? İnsan karşısında oturan insanla iletişim kurabilmek için bu kadar mı sözlere bağlı olur?
Just self destruction
- 16:08
- Write comment
bir insanın hayatından tamamen çıkıp giderken bile o insan için özel ve çok değerli olunduğu düşünülüyor ya, işte insanın kendini yok etmesi orda başlıyor
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
