Sırlar olmadan olmuyor mu?
- 18:12
- Write comment
Bazen düşünüyorum da insanların sakladıkları bu kadar çok sırlar olmasa hayat daha mı sıkıcı olurdu acaba? Ya da bu saklanan sırlar nasıl bir çizgiyi aşınca sevimsiz olmaya başlıyor diğer insanlar için? Bunca yıllık insanlık tarihinde bu konuda bariz kuralların olmaması ne kadar saçma.
Coşkulu mutluluk
- 15:16
- Write comment
Kimi insanlar ilerideki olası mutluluklarını yüceltebilmek için o anki durumlarını dramatize edebiliyorlar. Her ne kadar mantıklı görünse de bu konuda beni rahatsız eden birşeyler var sanki.
Sonsuzluk vs. Sevgi
- 08:55
- Write comment
23 yıldır bu dünyada serbest salınım halinde olduğum için gözlemlerimle anlayabildiğim ya da çıkarım yapabildiğim şeylerden birisi şudur ki, kimsenin sevgisi ya da tahammülü sonsuz değildir. Anlamadığım şey ise şudur ki sosyal kurallar çerçevesinde birçok durumda karşısındaki kişiye sevgisi ve tahammülü sonsuzmuş gibi davranan insanlara kızmak ya da suçlamak doğru bir davranış mıdır?
Gücenirim
- 14:09
- Write comment
İnsanlar hala iletişim için konuşmalarından ötürü kelimelere başvuruyorlar. Haliyle yalan da söylüyorlar. Çok ayıp birşey. Karşımdaki insan konuşurken yalan söyleyince ben utancımdan ölüyorum "ben nasıl yüzüne vururum bunun yalanını, ya da anlamıyomuş gibi yapıp konuşmaya devam ederim" diye.
Geçmişin hayaletleri vs. Sevgi
- 14:08
- Write comment
Benim nezdimde çok sevmek isteyen bir insan bunu dış etkenler yüzünden başaramıyorsa şanslıdır, bunu mental dünyasını geçmişin hayaletleri basması sonucu başaramayanlar ise şanssızdır.
Gülmenin imkansızlığı
- 13:51
- Write comment
Günümüzde bazı insanlar gülemiyor, bilmem dikkat ettiniz mi? Gülmenin ya da sırıtmanın uluslararası literatürdeki şekline sokuyorlar ağızlarını ama sanki ızdırap içindelermiş gibi görünüyor o zamanlar. O aslında "ben gülebilen birisi değilim ama söylediğin şey komik olduğu için şuan sırıtabilen birisiymiş gibi davranıyorum" demek. Ben de bu adamların boş zamanlarında neler yaptıklarını falan çok merak ediyorum işte.
Halojen lambanın sonsuz ışığı
- 09:10
- Write comment
Evimde etkili (daha uygun bir sıfat bulamadım) bir halojen lamba var. Ben de bu lambanın böceklerle olan ilişkisini yakından inceledim. Kabaca bahsedecek olursak 3 çeşit böcek var.
1- Işığa gitmek için hiç acelesi olmayan ancak uzun vadede ufak uçuşlarla ışığa giden tembel böcekler. Daha ziyade kelebeğimsi sevimsiz hayvanlar bunlar.
2- Ortama girince ışığın yerini görüp aklında tutup etrafı bol bol gezip sonra halojen lambaya yapışıp ölen böcekler. Bunlar da daha ziyade sinekler. Kaygısız sinekler
3- Son çeşit de deli gibi ışığa gitmeye çalışıp çat çut sağa sola çarpıp afallayan koca götlü yeşil böcekler. Ayı gibi de ses çıkarıp dikkat çekiyorlar aynı zamanda.
Şimdi halojen lambanın üstü çeşit çeşit böcek ölüleriyle dolu. Hepsinin geçmişini de hatırlıyorum. Son hallerini de görünce ister istemez "lan bunların hepsi farklı farklı yollardan çabaladı şimdiki durumları ortada, acaba biz de böyle hiç uğraşmadan halojen lambamıza gidip huzura mı kavuşmalıyız" diye düşünmeden edemiyorum.
1- Işığa gitmek için hiç acelesi olmayan ancak uzun vadede ufak uçuşlarla ışığa giden tembel böcekler. Daha ziyade kelebeğimsi sevimsiz hayvanlar bunlar.
2- Ortama girince ışığın yerini görüp aklında tutup etrafı bol bol gezip sonra halojen lambaya yapışıp ölen böcekler. Bunlar da daha ziyade sinekler. Kaygısız sinekler
3- Son çeşit de deli gibi ışığa gitmeye çalışıp çat çut sağa sola çarpıp afallayan koca götlü yeşil böcekler. Ayı gibi de ses çıkarıp dikkat çekiyorlar aynı zamanda.
Şimdi halojen lambanın üstü çeşit çeşit böcek ölüleriyle dolu. Hepsinin geçmişini de hatırlıyorum. Son hallerini de görünce ister istemez "lan bunların hepsi farklı farklı yollardan çabaladı şimdiki durumları ortada, acaba biz de böyle hiç uğraşmadan halojen lambamıza gidip huzura mı kavuşmalıyız" diye düşünmeden edemiyorum.
Neye konuştuk?
- 17:58
- Write comment
Sene 2010 şuan, ve insanlar hala iletişim için birinci yol olarak konuşmayı seçiyor. Çok saçma lan. Bundan 10bin yıl önce falan birileri konuşmayı bulmaya çalışmış tahminen. Zar zor yeni kelimeler falan belirlemişler. Sonraki bikaç binyılda da başka kelimeler gelmiş. Sonra farklı diller falan. E biz ne yapıyoruz şimdi yine benzer yöntemlerle konuşmaya mı çalışıyoruz sadece. Bu kadar mı lan bizim insanlığımız? İnsan karşısında oturan insanla iletişim kurabilmek için bu kadar mı sözlere bağlı olur?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
